Doktorları anlamak
1 Mayıs 2020
Hepsini göster

Kadınlar neyi daha iyi yaptı?

Son bir aydır dünyanın en önemli köşe yazarlarının gündeminde kadın liderler tarafından yönetilen ülkelerde koronavirüsü krizinin neden daha iyi yönetildiği var. NY Times, The Guardian gibi gazetelerin manşetlerine taşınan bu fenomen dikkat çekmeyecek gibi değil. Almanya, Yeni Zelanda, Tayvan, Finlandiya, Norveç, İzlanda…. Dünyada hemen her ülke koronavirüsü krizinin etkilerini hissetti fakat bu ülkelerde insanlar kendilerini diğer ülkedekilere göre daha iyi hissetti. Ortak noktaları; kadınlar tarafından yönetiliyor olmaları.

Şeffaf olmak

Bu yazıyı bir kadın olarak yazıyor olmak çok hoşuma gidiyor bundan emin olabilirsiniz. Çünkü bir kadının gözüyle yazılan sübjektif bir kadın övgüsü olamayacak kadar somut dayanağım var. Angela Merker’den başlayalım. Hala izlemeyeniniz var ise Youtube’da şu videoyu bulup izleyin. Açık, net, şeffaf ve son derece akılcı. Tribünlere değil, insanlara konuşuyor. Kimseyi etkilemek gibi bir derdinin olmadığı kullandığı her sözcükten belli. Soru işaretleri bırakmadan, süreci olduğu gibi yansıtıyor ve kesinlikle küçümsemiyor. Onun bu tavrı sadece beni değil, dünyanın en önemli iletişimcilerini de aynı şekilde etkiledi ki Merker, kriz döneminde en etkili iletişim yapan yöneticiler arasında ilk sırada gösterildi. Tweetler atıp durmadı, böbürlenmedi, karantinaya girmesi gerektiğinde market alışverişini yaptı, şaraplarını aldı ve işini evinden yürüttü. Açıklamalarının tümünde bir bilim insanı tavrı sergiledi bu da onu bu konuda en güvenilir liderler listesinin başına çekti.

Korkmak ve önlem almak

Kadın liderler korkusuz davranmadı, korkularını saklamadı. Bu onların eşsiz kadınsı özelliklerinden biri olarak liderlik tarihine not edildi. Cesaret ve korku arasındaki incecik çizgide sakince yürüdüler. Korktular ve önlemleri kararlı bir tavırla uyguladılar. Yeni Zelanda virüsten tamamen kurtuldu. Jacinda Ardern ülkesinin sınırlarını 19 Mart’ta kapattı. Çok açık ve çok sistemli davrandı. Vatandaşlara hazırlık için zaman bıraktı ve 4 aşamalı bir eve kapanma sistemi uyguladı. 26 Nisan verilerine göre koronavirüsünden dolayı ölen insan sayısı 19 oldu. Yapılan araştırmalar Jacinda Ardern vatandaşlarının yüzde 88’inin güvenini kazandığını doğruluyor.

Empati yeteneği

Uzmanlar -sadece ben değil- kadın liderlerin empati yeteneklerinin onları bu krizde öne çıkaran en değerli yetkinlikleri olduğunu söylüyorlar. Empati yapmak onlara vatandaşlarının ihtiyaçlarını, korkularını, isteklerini ve tepkilerini hissetmek gibi olağanüstü bir süper güç veriyor. Tüm dünya insanlarının yarını öngöremedikleri bir dönemde Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’in tüm çalışanlarının maaşlarının yüzde 75’lik kısmını, saatlik çalışan insanların ödemelerinin yüzde 90’lık kısmını garanti altına alması “zengin devlet” olgusuyla sınırlı değil. Korkuya empati duymak gibi çok daha özel bir yetkinliğin sonucu. İnsanlar ekonomik olarak rahatlatıldı, böylece evde kalma sürecine kesin ve geniş bir katılım oldu. Sonucunda da Danimarka 15 Nisan’da anaokulu ve ilkokullarını açtı.

Şefkatli olmak

Son zamanlarda benden çok sık duydunuz şefkatli yönetim ve şefkatli liderlik tanımlarını, bundan sonra daha sık duyabilirsiniz. Kadın liderlerin salgın dönemindeki başarıları bana bir kez daha şefkatli liderliğin geleceğin anahtarı olduğunu düşündürüyor. Şefkat duyarak insanları karşınızda değil yanınızda tutuyorsunuz. Şefkatli davranmak insanları size bağlıyor. Şefkat bir zayıflık göstergesi değil. Şefkatli olmak kadın liderlerin dezavantajı değil, süper güçlerinden sadece bir tanesi.

Eşitliğe inanıyorum

Çalışan bağlılığı ile ilgili çalışmalarımızın temelinde mutlak bir adalet ilkesi var. Adaletten söz edebilmek eşitliğe inanmakla mümkün olur. Ben insanların eşit olduğuna inanan fakat toplumsal cinsiyet eşitsizliğini de defalarca deneyimlemiş bir kadın yöneticiyim. Eşitliğe hala inanıyorum. Farklılıkların güçlendirici etkisine de inanıyorum. Kadın yöneticilerin krizde sergiledikleri egodan uzak, sakin, güçlü, empatik, şefkatli ve kararlı tavırlarının onlara büyük bir avantaj getirdiğini de görüyorum. Bu özelliklerin bir kısmı kromozomlarla ilgili olabilir ama ben geliştirilebilir olduklarını biliyorum. Bu gelişim aşamasında ise daha çok kadının yönetim kademelerinde yer almasını ve örnek olmasını ise bütün kalbimle diliyorum.

Işık Şerifsoy