Blog

6 Eylül 2020

2020 yılında bağlı çalışanlar yaratmak

Biliyoruz ki çalışan bağlılığı soyut bir kavram. Fiziksel yansımaları olsa da -karlılık, müşteri memnuniyeti, iş güvenliği oranlarının iyileşmesi gibi- aslında son derece duygusal bir kavramdan söz ediyoruz. Kavram bu denli duygusalken bir de her insanın yaptığı işe farklı şekillerde bağlanacağını düşünürseniz işiniz daha da zorlaşıyor. Kişiden kişiye değişen bağlılık, zaman zaman çevresel faktörlerle de değişiklik gösteriyor. Kısaca, tüm dünyada uygulanabilecek bir formül yok. Zamana ayak uydurun Her şeyin büyük bir hızla değiştiği bir dünyada yaşıyoruz. Bugün çok doğru olan bir […]
27 Temmuz 2020

Çalışan bağlılığı ve süper güçler!

Bilinç altında veya üstünde herkes süper kahramanlara biraz özenir. Sevmediğiniz birini gözlerinizi dikerek geriye doğru püskürttüğünüzü düşününJ Zevkli değil mi? Ya da otomobille yarım saatte varacağınız bir yere elinizi yukarı kaldırdığınız gibi uçmayı! Karşınızdakinin ne düşündüğünü sadece gözlerine bakarak anlamayı! Kabul edin herkes biraz süper güç ister. Fakat nedense var olan güçler ve özellikler gözden kaçırılır. Oysa çalışan bağlılığı araştırmalarının sonuçları, bağlı çalışanların şirketi uçurabildiğini gözler önüne seriyor. Zaten siz de uçmak istemiyor muydunuz? Rakamlar ne diyorlar? Engage & Grow […]
27 Temmuz 2020

Dönmem ben sana!

İş yapış biçimleri insandan insana değişiyor. Kültürel değişiklikler de işin içine girince bir önceki yazımda anlattığım herkesin eşit fakat herkesin farklı olduğu gerçeği daha da belirginleşiyor. Fakat bir de hiçbir kültüre uyduramadığım, kurumsal veya profesyonel olarak tanımlanan herhangi bir ortama uyduramadığım kişiler var. Bunlara “dönmem ben sanacılar” adını takıyorum ve bu yazımda kendi deneyimlerimden yola çıkarak onları anlamayı, tartışmaya açmayı düşünüyorum. İletişim engelli olmak aslında nedir? Bazılarının iletişim yeteneklerinin diğerlerinden daha çok olduğunu bilirsiniz. Biriyle tanıştıklarında çok daha kolay kanallar […]
27 Temmuz 2020

Herkes aynı herkes farklı

Bundan yirmi yıl kadar önce “küreselleşme” cazibeli bir vizyondan ibaretti. Küreselleşmeyi başarmış şirketler elbette vardı ama sayıları çok azdı. Bana göre internet teknolojisinin günlük hayatın içine girmesiyle hız kazanan küreselleşme şimdilerde hayatın ta kendisi. Yerel olanın değeri bile küresel pazardaki gücüyle doğru orantılı olarak artıyor. Farklı pazarlar geliştirmek üretimi ateşliyor. Artık rekabet etmenin çok önemli bir parçası “dünyalı” olmak. Peki dünyalı olmanın aynı zamanda farklılıkları yönetebilmek olduğunu, farklılıkları yönetmenin kültürel bir değişim gerektirdiğini ve aslında göründüğü kadar kolay olmadığı konusunda […]
27 Temmuz 2020

Niye gülümseyelim?

Bu sabah apartmanımızın görevlisine her zamanki gibi gülümseyerek selam verdim. Yüzüne belli belirsiz bir gülümseme takınarak karşılık verdi. Yürürken acaba bir derdi mi vardı diye düşündüm elimde olmadan. Havanın nemli sıcaklığı, pandeminin getirdiği maskeli/mesafeli koşullar ve bir de kişilere özel sorunlar işin içine girdiyse, neden gülümsesin ki dedim sonra… Çalışan bağlılığı ile ilgili çalışmaların içinde sürekli geçen güler yüzlü çalışanlar cümleleri geçti aklımdan. “Müşteriyi karşılarken gülümseyin”, “Güler yüzlü bir hizmet sunun”, ““Gülümsemeyi bilmiyorsan dükkân açma” gibi cümleler… Gülümsemek her şeyi […]
23 Haziran 2020

Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler!

İktisadi ve idari bilimler alanında eğitim alıp bu sevimli (!) kalıbı duymayan var mıdır? Adam Smith’in bir zamanlar pek muteber olan bu sözü – “laissez faire, laissez passe”- zaman içinde akıl almaz bir evrim geçirdi ve artık nostaljik bir yaklaşımdan daha ötesini düşündürmüyor kimseye… Bu sabah bir makalede karşıma çıktığında ise uzun yıllardır odaklandığım liderlik davranışlarını çağrıştırdı. Çalışanların tamamen özgür bırakıldığı kurumlarda organizasyon nereye gider sizce? Hiçbir müdahale olmadan her ekibin kendi sistemleriyle çalışması mümkün müdür? Böyle bir yaklaşıma nasıl […]