Bazen hepimiz korkarız
25 Mart 2020
Mutluluk neye bağlı?
1 Mayıs 2020
Hepsini göster

Virüsleri çoğaltmayın!

Sıra dışı zamanlar yaşıyoruz hepimiz. Birimizin diğerine böyle zamanlarda şunları yapmalısın diyecek kesin cümleleri yok. Dileklerimiz, niyetlerimiz ve iyi enerjimiz var elimizde ve onları sıkı sıkıya tutacağız. Bırakmak yok:-) Fakat bu arada ne fark ettim biliyor musunuz? Şirketlerde istihdam edilen virüsler kendilerini daha belli etmeye başladı. Siz siz olun ellerinizi yıkayın, önlemlerinizi alın, kurallara uyun ama bu virüslerin çoğalmasına izin vermeyin.

Virüsleri nasıl tanırsınız
Durmadan dinlenmeden iş için kullandığınız gruplara çok önemli kriz paylaşımları yaparlar. Amaçları bilgi paylaşmak gibi görünse de aslında, onlar için süregelen mutsuzluğu herkesin resmi olarak yaşıyor olmasından mutludurlar ve mutluluklarını paylaşmak isterler. Ne de olsa virütik devir gelmiştir ve devir onlarındır.

Elbette hepimiz biraz tedirgin ve çokça da düşünceliyiz. Ama her iş insanının temel yetkinlikleri arasında yer alması gereken sağduyu ve soğukkanlılık gibi özelliklerimize tutunarak, günlük hayatın akışına kişisel duygularımızı minimum yansıtıyoruz. Kimsenin samimi duygularını korkularını küçümseyip yokmuş gibi davranmaktan söz etmiyorum. Ama korku iklimini tetikleyen tavırlar seziyorsanız bilin ki onlar aslında hep var. Sadece saklanıyorlar.

Virüslerden korunma yolları
İsmini anıp durmayı pek de tercih etmediğim malum virüse karşı korunma yollarını hepimiz biliyoruz. Ellerimizi yıkıyor, mümkün olduğu kadar online kalıyor, aktarımı çoğaltmamak için bir nevi stand-by konumunda yaşıyoruz. Vücudumuzun ihtiyacı olan besinleri, uykuyu, vitaminleri de aldığımızı varsayıyorum. Kendimize ve elbette çevremize saygılı ve sorumlu davranacağız, iyi bakacağız.

Bir iki öneri geliyor aklıma, siz de önerileriniz varsa paylaşın lütfen.

  • Çalışanlarınızla uzaktan da olsa sağlıklı iletişimi koparmayın. Siz iletişimi aksatırsanız virüslere gün doğar. “Hiç sesleri çıkmıyor” “Bunlar bizi toptan işten çıkaracak plan mı yapıyorlar?” “Kendi tuzları kuru tabii…” gibi ve benzer cümleleri virüsler yayar. İletişim stratejinizi planlayın, operasyonel liderlerinizle uygulama metodlarını belirleyin ve çalışanlarınızla her zamankinden daha yakın temasta olun. Liderlik böyle zamanlarda hissedilir, hissettirilir.
  • Teknoloji geliştikçe gelişti ve artık hepimiz birbirimize neredeyse ekranların içinden dokunacak kadar yakınız. Dünyanın herhangi bir yerinde olsanız da bir anda kendinizi bir toplantıya dahil edebiliyorsunuz. Bu değişimin olanaklarından yararlanalım gelin. Bence dijitalleşme yolunda son derece iyi bir fırsat.
  • Krizleri fırsata çevirme lafının bazı zamanlarda hükmü yoktur. Üstelik şu sıralar fazlaca duymaya başladım etrafımda. Antiseptik solüsyon, maske ve eldiven satanlar krizi fırsata oldukça hızlı çevirdiler. Bravo kendilerine! Fakat değerlerin olmadığı bir işletme ortamında sürdürülebilir başarıdan söz edemeyiz. Şu anda sadece müşteri değil, çalışanları da bu fırsatçılıkla ilgili notlarını alıyorlar. Sizi alkışlıyor gibi görünüyor olabilirler ama emin olun itibar kazanmak daima en büyük fırsat.
  • Şirketlerin çalışanlara yönelik destekleyici tavrının ne kadar kıymetli olduğunu çalışan bağlılığı yüksek olan kurumlar gayet iyi bilirler. Bu destekleyici tavrın bir bölümü maddidir evet ama çok büyük bir bölümünü de güven hissi oluşturmaktır. İçi boş motivasyon yayınları yapmayın, güven duyacakları bir zemin oluşturun. Kriz anında bile dayanıklı olan kurumun kriz sonrası kazanacakları çok daha fazladır.
  • İşlerin yavaşladığı sektörler var. Bu yavaşlamanın sonuçlarıyla ilgili ön görüleri ve planlamaları yapıyor olmalılar. Fakat bu stand-by dönemi aynı zamanda bir içe dönme dönemi olarak kullanılabilir. Online eğitim fırsatları, sanal toplantılar aracılığıyla uzun zamandır zaman ayıramadığınız proje toplantıları, beyin fırtınaları… Olası projelerin etüdleri… Bu yönden bir bakmanızı öneririm.
  • Bu virüslerden korunmanın en önemli yanlarından biri de çalışan bağlılığına yapacağınız yatırım. Lafı kendi işime getirdiğimi mi düşünüyorsunuz? Siz de haklısınız ama ben yaptığımız bu işin misyonuna çok ama çok inanıyorum. Her E&G koçunun kendi etrafı için bir deniz feneri olduğuna çok inanıyorum. Bulunduğunuz her bölgede size en yakın E&G koçuna ulaşır ve biraz sohbet ederseniz, önünüzde belirecek olasılıklara siz de inanabilirsiniz. Uygulamalar, müşteri deneyimleri bunu söylüyor.

Işık Şerifsoy